Yazı Detayı
14 Ekim 2016 - Cuma 14:08
 
HAKEDİLMEYEN HAK
Bedrettin SIĞA
bedrettinsiga@gmail.com
 
 

Çalışma sistemimiz aşağıda belirtilen fotoğraf gibi işlerken, acaba yeni değişiklikler beraberinde neyi getirir? Hakkaniyet ve Liyakati temel almadan yapılan değerlendirmelerin sonu felaket olduğu bilindiği halde, buna devam etmenin mantığı nedir? Genel kaide; haksızlığın karanlık olduğunu hepimiz biliyoruz.

Her kurum ve kuruluşun amacı nihaiyi hedefini gerçekleştirmek için insan kaynakları ve bilimlerini koordine etmektir. Sistemi oluşturan Kurumların/Kişilerin kendi kendini sığaya çekmesidir. Şeffaflığın ve adaletin hâkim olduğu yapıların vücut bulmasıdır.

“Biz emaneti [dinin emir ve yasaklarını], göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.” [Ahzab 72]

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:

“İş ehli olmayana (layık olmayana) tevdi edildiği/verildiği zaman, kıyameti bekle.” [Buhari]

(Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin. "Ya Resulallah, emanetin zayi edilmesi nasıl olur?" denince, (Görev ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin) buyurdu. (Buhari)

Kurumsallaşma, (oto kontrol sistemi) varlıkların tüm stratejik kararlarına ve faaliyetlerine yön veren vizyon, ana amacı ve üstlendiği ana görevini tanımlayan misyon, faaliyetlerini yürütürken uyacağını beyan ettiği kavramları içeren ilke ve değerler, izlediği yol ve yöntemleri yansıtan politikalar ve hedeflerine ulaşmak için sürdüreceği uygulamalar açısından belirli bir niteliğe, canlılığa ve sürekliliğe sahip toplumun enternasyonal aynasıdır.

Yönetimin üst kademelerinde oturanların etrafını danışman, güven verici elemanlar, devletin bekasını koruyanlar, İşbilenler vb. adlar altında sıfatlananların yaptıkları menfaattarına ters düşmeyecek şekilde yöneticilere yol göstermektir. Sonradan gelenlere güvenmemektir. Objektif bakış açısıyla bakıldığında kurumların düştüğü olumsuzlukların nedenini görebilmekteyiz. Kurumsallaşmanın olduğu yerde, bireysel inisiyatif/üstünlük yoktur, çalışanlar bir mekanizmadaki dişliler olarak kabul edilmelidir. Hz. Ömer (r.a.) birini idareci olarak tayin edince ona bir talimat verir ve bu talimatı halkın huzurunda okuturdu. Kendi akrabalarından hiç kimseye memuriyet vermemiştir. (Şibli Numânî, bütün yönleriyle Hz. Ömer ve Devlet İdaresi) Menfaat hastalığından kurtulup, genel kaideler doğrultusunda hareket etmeliyiz. Vicdani muhasebeye süreklilik kazandırarak, vicdani muhasebeyi canlı tutmalıyız. Yani sorumluluk taşıyan kişinin koltuğa bağlılığı değil, koltuğun sorumluluk taşıyana bağlı olmalıdır.

Sistemden kaynaklı toplumun problemlerinin ulaştığı çıkmaz ve karışıklıkların boyutu da kurumsallaşmayı zorunlu kılmaktadır. Her yönüyle Şura (Bilgi alışverişi) sistemini geliştirerek, doğruya en yakın karar verme yeteneğini sergilemeliyiz. Hz. Muhammed (s.a.v.) herhangi bir işe görevli tayin edeceğinde, uzmanlık ve yeterliliği (ehliyet ve liyakati) diğer kriterlerin önünde tutardı. Layık olan kişileri, yaşlarına, ırkına/soyuna bakmaksızın göreve getirirdi. “Emaneti ehline teslim etmek” ve “insanlar arasında adaletle hükmetmekle (Nisa 58) emrolunan Peygamber’in ümmeti olarak yolunu yolumuz olarak benimsemeliyiz.

Devleti ayakta tutanın adalet olduğu gerçeği doğrultusunda, işi ehline teslim etmek ve liyakat ile hakkaniyet kıstasları doğrultusunda değişiklik yapmak zorunluluktur. Yani öncelik gücün pekiştirmesi değil, adaletin yerine getirilmesidir. Yarınlarımızda bu ölçülere bağlıdır.

Ne gorî demê, gorî insan û ahlak jiyan bikîn. Lewre dem dema bimînê bin bandora serdestade dêbe jehr. Jehr şûştinê pakijnabe.

 
Etiketler: HAKEDİLMEYEN, HAK,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Anketler
İdeal lider nasıl olmalı?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
,