Yazı Detayı
15 Eylül 2016 - Perşembe 01:04
 
Hemşeri
Bedrettin SIĞA
bedrettinsiga@gmail.com
 
 

Kurban Bayramı; Allah tarafından insanlara bahş edilen mübarek günlerden olan “Kurban Bayramı”, Müslümanlar başta olmak üzere bütün insanlara huzur getirmesi dileğiyle kutlar, coğrafyamıza da barış ve huzurun gelmesine vesile olmasını temenni ederim.

ACI BAKİİKEN DOSTLUK MÜMKÜN DEĞİLDİR

Adamla Yılan Hikâyesi;

Bir adamla bir yılan dost olmuşlar. Bu dostlukları uzun yıllar devam etmiş. Adam her gün yılanın bulunduğu kuyuya gider, hal hatırdan sonra, yılan adama bir altın verir ve adam eve döner. Bu ahbaplıkta böylece devam eder gider.

Bir gün adam hastalanır, yataktan kalkamaz duruma gelir. Oğlunu yanına çağırmış ve yılanla olan dostluğunu çocuğuna zikir etmiş. Ey oğul, gördüğün gibi ben çok hastayım. Sen filan mevkideki filan kuyuya git. Ey yılan diye seslen.Çocuk söylenene pek inanmamış. Ama babanı da kırmak istemediğinden, babanı dinlemiş.Babasının tarif ettiği yere doğru revan olmuş. Kuyuya vardıktan sonra Ey yılan diye seslenir. Hakikaten, babasının tarif ettiği gibi Yılan çıkar ve babanın selamlarını bildirir.  Babam çok rahatsız olduğu için gelemedi, beni gönderdi, diye açıklama yapar.

Yılan, selamları alır ve bir altını çocuğa vererek, sende babana selam söyle der ve kuyuya döner.

Çocuk, hayretler içinde kalır. Aklından cinlikler geçirir. Demek ki kuyu altınla doludur. Eğer yılanı öldürürsem, tüm altınlar benim olur. Nedir her gün gel bir altın al git. Bu çok uzun vadeli bir içitir diye düşünür. Ve yerden büyük bir taş alarak yılana fırlatır. Taş yılanın kuyruğuna denk gelir ve kuyruğundan bir parça kopar. Can havlısıyla geriye dönen yılan, çocuğun üstüne atlar ve çocuğu ısırır. Çocuk orada ölür.

Adam bir süre beklemiş ve çocuğun geriye dönmediğini görünce, aklından da olumsuzluklar geçirmiş. Mutlaka çocuk cahillik yapmıştır diye hayıflanır. Kuyunun yolunu tutar yola reva olur. Kuyunun başına gelir. Çocuğun cansız bedeni ile karşılaşır. Kendi içinden oh çeker. Yılana seslenir, dostum, dostum ben geldim. Hele seni bir göreyim. Rahatsızlığım esnasında, size çocuğu gönderdim. Çocuk cahillik yapmış ve yaptığının cezasını da ödemiş. Bizler ahbabız, yine dostluğumuz devam etsin!

Yılan seslenir, artık eskisi gibi ahbaplığın sürmesi mümkün değildir. Çünkü “bende kuyruk acısı, sende evlat acısı olduğu müddetçe, eskisi gibi dost olamayız” der. Ve gider.

Ülkemizde de gelişen bu kader acı ve badirelerden sonra, halkların bir arada yaşamaması olasılıkları çok fazladır. Bir an önce söz konusu acılara son verilmelidir. Her geçen gün, acıların daha derinlere inmesidir. Yarınların umutsuzluğudur. Umutlu olmak için, sorumlu hareket etmeliyiz. Acıları yarıştırarak değil, acılardan ders alınarak hayata bakmalıyız, tecrübe edinmeliyiz. Çünkü birlikte Türkiye’yiz. Bölünerek, parçalanarak yok oluruz. Birleşirsek güç oluruz.

Olumsuzlukları, kader diye algılarsak, egemenlere teslim olmuşsun demektir. Olumsuzlukları olumluya çevirmek elimizdedir.

Akılın insanlara verilişin nedeni sorumluluktur.Sorumlulukta ise ortak irade ile alınan kararlar makuldür. Savaşın önüne ortak irade ile çıkılmalıdır.

 Ölümlere HAYIR! Kader birliği yapan Kürtler ve Türkleri karşı karşıya getirmenin anlamı var mı?

Savaşın kazananı bu güne kadar olmadığı gibi, bundan sonrada olamaz. Barış için barışa sahip çıkmalıyız. Ölmek ve öldürmek nereye kadar.Bunun sonu var mı?

 Kurtuluş savaşı dahil bin yıldır birlikte yaşayan Kürt ve Türk halkına sesleniyorum; halklar bir olunca, olumsuzluklar ofsaytta düşecekler!

 Birlikte yaşamaya mahkum olan halkların, birbirlerine düşman hukuku ile yaklaşmalarına anlam veremiyorum. Cennet varken, cehennem ne diye!

 Meydana gelen durumların hakka ve hukuka bağlılığı ölçtükten sonra, hakka riayet etmek erdemliktir. Yarınların huzurudur.

“Rih dibe bost, neyarnabe dost.” (Gotinênpeşiya)

 
Etiketler: Hemşeri,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Anketler
İdeal lider nasıl olmalı?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
,