Yazı Detayı
23 Haziran 2016 - Perşembe 15:13
 
MEDYA
Bedrettin SIĞA
bedrettinsiga@gmail.com
 
 

Basın; toplumun aynasıdır. Aynaya ne yansıtırsan onu görürsün. İnsan olmadan, her şey oluyoruz. Her türlü şiddeti ve terörü lanetliyorum. İnsan olalım, insan kalalım.

Medya; doğru yolda halkı bilgilendiren ve objektif davranarak doğruları tarihe aktarması nedeniyle kültür havuzudur. Bu havuzda herkes kendini görmesi kaçınılmazdır. “Balık baştan kokar” atasözü gereğince, 4.kuvvet olan medyanın taraflı davranması, sistemin sisli olması ile birlikte, halkın gerçekleri öğrenmesine engel olur. (Demokratik devletlerde 1-yasama, 2-yürütme 3-yargı erklerinden sonra 4-medya kabul edilen güçtür. Televizyon, radyo, gazete, dergi, broşür, internet ve bunun gibi basın araçlarını içerir.) Akıl tatile çıkınca, sistem, güvenlik adı altında halkı esir alıyor. Yaşadığımız olumsuzlukların sebebi budur.

Yarınların berrak ve kurumlarla halk arasında köprü vazifesi gören basın, tarafsız ve sadece doğruları dile getirmekle mükelleftir. Bu bilinçle ilkeli hareket eden medya, saygı görür, benimsenir.

Eğer halkın düşünme becerisi yoksa devletin yarınları da olamaz. O nedenle devletin bekası millettir, basındır. İnsanın merkezde olmadığı sitemlerde, yönetim sistemi merkeze alarak görev yapar. Bu durumda da devletin bekası adı altında her türlü hukuksuzluk ve gayri insani tarz, kültür haline getirilir. Gelen her yönetici veya yönetime sahip parti, bu kültür sonucu vücut bulan yasaları esas alarak yol alır. Bundan da insan ve insanlığa ait eser bulamazsın. Ali gider, veli gelir, a partisi gider, b partisi gelir. Sadece devletin bekası hizmetini görürler. Maddi açıdan da kendiişlerini en üst seviyeye çıkarırlar. Halkı bir arada yaşamaya zorlayan nedenler ise, ihtiyaçlardır. İşte ihtiyaçların giderilmesi hususunda, adaletin, huzurun tesisini sağlayan güçlerden biriside medyadır.

Evrensel hukuk sistemi ve insanların bir arada yaşamalarını sağlayan değerler üzerine kurulmayan devletler, her daim huzursuz ve kargaşa içinde oldukları aşikâr olduğu gibi, hastalıklı bir halde varlığını sürdürmeye çalışırlar. Bu tür sistemlerin üç temel hastalığı bulunmaktadır.

1-Düşmanlı Yaşam; böyle bir devletin kuruluş felsefesine baktığımızda, içinde başka unsurların olduğu bilindiği halde, bu gerçeklerin inkârı üzerine yürüdüğünü görüyoruz. Çoğulcu yapıya sahip olmasından kaynaklı mozaiği, tek renk ve tek ırka indirerek, geliştirdiği yöntem ve bakış açısı ile mesafe aldığı gibi çağdaş görünmeyi arzular. Ancak hep kendi iç işleri ile uğraşır, bütün zihin, maddiyat ve hislerini inkâr ettiği gerçeği gizlemeye harcar. Yine de başarılı olamazlar. TRT 6 durumun açık örneğidir.

2-Mantığa Bürünme; Devletinin kültür haline getirdiği beka, daha olayların aslı astarı araştırmadan, hükmediciler kendi bakış açılarına göre suçluyu ilan ediyorlar. Sistemde bütün kurum ve kuruluşlarıyla buna destek verdiği alenidir. Tarihimiz bu tür olaylarla doludur. Medyamız dünden bu duruma razıdır, kabullenmiştir.

3-Ego; Günümüzde kültür haline getirilen “iyilik yapana, kötülükle karşılık verilir” deyişi, insanın özünden uzaklaşma halidir.  Ata sözde olduğu gibi “iyilik yap denize at, mahlûk bilmese de Halik bilir” sözüne ve yaşamın gayesine de terstir. İnsani yaklaşım gösterildiğinde, evrenin ve yaşamın merkezine insanı yerleştirerek, bütün gezegende bulunan her şey insanın emrinde olduğunu görürüz. “Hayvanlara uzun uzun bakıyorum da hiç biri kendi türünden birinin önünde diz çökmüyor.”(Walt Wihitman) Özde değil de sözde egosuyla hareket eden insanın/toplumun geldiği aşamayı işaret etmektedir. Çünkü menfaate yenilen kişi/toplum, gerçeklere sırt çevirir ve huzursuzluğun kaynağı olur. Hak, hukuk ve adalet nedir bilmez, sadece dünya menfaatine ve güce ulaşmak yolunda kötülük yapmayı bilir. Yani benliğine yenilenler sadece kendilerine yaşam hakkı isterler, diğer dedikleri halkları hizmetkâr olarak görürler. Eğer bu günün mazlumu benliği ile hareket edip yarının zalimi oluyorsa, kendimizden başlayarak birlikte yaşadığımız toplumu ve yetki verdiğimiz insanları sığaya çekmeliyiz. Ancak o zaman yarınlarımız huzurlu ve yaşanır olur. “Kendimizi zalim olmaktan muhafaza etmeliyiz.”

Uluslararası örgütlerin hazırladıkları raporlarda da, sistemin bekası için hareket edenlerin devlet sınırları içerisinde yaşayan halkların ne duruma getirildiğini gözler önüne sermektedir. Bundan kurtulmanın yolu da söylem ile değil uygulama üzerinden meseleleri takip etmeliyiz, kültür haline getirmeliyiz. Basının tarafsızlığı çok önemlidir. “Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün 2014 Yolsuzluk Algılamaları Endeksi’nde Türkiye 11 sıra gerileyerek 64’üncü oldu.” Sınır Tanımayan Gazeteciler, 2016 Dünya Basın Özgürlüğü raporunu açıkladı. ABD’nin başkenti Washington’da açıklanan rapora göre, Türkiye, 180 ülke arasında 151. Sırada yer aldı. Geçen yıla göre iki sıra daha gerileyen Türkiye, "gazetecilik yapmanın zor olduğu ülkeler arasında" yer aldı. 20 Nisan 2016

 

 Haksızlık; karanlıktır, hukuksuzluktur ve vicdani rahatsızlıktır. Karanlığı aydınlığa çevirmek ise, mazlumun hakkına sahip çıkmak ve mazlumlarla birlikte hareket etmektir. Yaşadığımız kültür ise, insanlığa ters gelen ve güçten yana tavır alan bir ironidir. Maalesef!

Günümüzde basında bu haksızlığa ayak olmuştur. Haksızlığı haklılık gibi gösteren güçten yana hareket eden basından tiksiniyorum.

Asıl olan, olayları yaşamak değil, doğru olarak anlamaktır. Bunun ilk ayağı da analizdir.  Küçük hesaplar peşinden koşanlar, sürekli kayp etmeye mahkûmdurlar.  Empatiyi kültür haline getirmeliyiz, kişinin bir diyalog sırasında karşısındakinin duygu ve düşünceleri anlayabilmesini ve böylece duyarlı bir yaklaşım içinde olmasını sağlayan duygusal zekâ becerisini göstermeliyiz. Kıyaslama kültürünü kullanabilen basın, iyi bir dinleyici olmanın ütesinde karşıdaki kişinin dile getiremediği düşünce ve hislerine tercüman olabilmelidir. Böyle medya erdemli ve saygıyı hak eder.

Halklara doğruları taşımakla mükellef olan basın, sistem adına hareket eden güçlerin bizlere dayattıkları ve kader diye yutturmaya çalıştıkları uygulamaları sorgulayarak, geçmişten ders alınarak cesur olmalıdır. Ve geleceğe ulaşmanın yol ve yöntemi üzerinde kafa yorarak, adaletin ve huzurun hâkim olmasına vesile olmalıdır. Basın, kamuoyu gücünü kullanarak halk adına devlet organlarını denetler. Demokrasilerin olmazsa olmazıdır.

Mazlum ve zalimi ayırt etmesi gerekirken, güçlü ve maddi menfaati elinde tutan güçle birlikte hareket edildiğinde, maalesef gerçeklere karşı üç maymun  (görmedim, duymadım, bilmiyorum) durumuna düşüyor. Her kesimin hakkına ve hukukuna tecavüzde sınır tanınmadığı gibi hakaret ve hıyanet ithamı ile birlikte insafsız ve vicdansızca davranmaktan da çekinilmemektedir. Hâlbuki basın, mazlumların yanında yer almalıdır. Lanet zalimleredir.

Medya; doğrulara karşı cesur hareket ederek yol göstermelidir. 

 
Etiketler: MEDYA,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Anketler
İdeal lider nasıl olmalı?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
47
52
6
2
15
23
2
Medipol Başakşehir
46
41
4
4
14
22
3
Fenerbahçe
44
44
2
8
12
22
4
Beşiktaş
41
41
3
8
11
22
5
Kayserispor
38
33
5
8
10
23
6
Trabzonspor
36
38
5
9
9
23
7
Sivasspor
34
30
8
4
10
22
8
Göztepe
33
35
7
6
9
22
9
Akhisarspor
30
31
9
6
8
23
10
Kasımpaşa
29
36
10
5
8
23
11
Yeni Malatyaspor
28
24
8
7
7
22
12
Bursaspor
27
31
10
6
7
23
13
Gençlerbirliği
25
29
9
7
6
22
14
Antalyaspor
24
26
10
6
6
22
15
Alanyaspor
21
35
14
3
6
23
16
Atiker Konyaspor
21
23
12
6
5
23
17
Osmanlıspor FK
19
31
13
4
5
22
18
Kardemir Karabükspor
12
15
16
3
3
22
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
,