Yazı Detayı
02 Şubat 2016 - Salı 22:43
 
NEHİRDEN AŞAĞI
Mazlum TAŞ
mazlumtas@windowslive.com
 
 

Ladinler, kederli yapraklarını bir kez daha savuruyor.

Yürüyorum.

Aldırmadan, düşünmeden ve kendim olarak.

Sonbahar gelmiş, oturmuş yanı başıma. Üstüne çekmiş tülden bezini.

Ne muhteşem bir doğa bu. Tek bir saniyesi bile harika.

Bu ormanda olmayı seviyorum. Burası benim evim.

Gidecek başka bir orman yok.

 

Sincaplar, ağaçtan ağaca tırmanıyor.

Çetrefilli ağlarını örüyor örümcekler.

Tavşanlar koşturuyor oradan, oraya.

Tren raylarının kimsesizliğine emanet bir yalnızlık kokuyor her taraf.

O kokuyu ciğerlerimin en ücra noktasına çekerek yürüyorum.

 

Ağaçlara tırmanmamı istiyorlar benden o güzelim sincaplar. Islak bir kedinin kekremsi gözleriyle, direnerek bakıyorum onlara.

Yolumu ağlarıyla ören örümceklere aldırmıyorum.

Tavşanların, “Haydi, ne duruyorsun koş sana.” nidalarına kayıtsız bir bilinçle kulak kesiliyorum.

 

Kendine benzetmek istiyor hepsi, beni. Dokunuyor onlara hercai ormanda kendim olmam. Biri ağaçlara tırmanmamı istiyor, başkası ağlarıyla hatıralarımı silme derdinde, onlar gibi sebepsizce koşturmamı diliyor bir diğeri.  

Yapayalnız ormanda kendim olarak yürümem dokunuyor onlara.

Ladinlerin hüzünlü dalları bir hikâye anlatıyor.

Irmaktan aşağı yürüyorum. Papatyaların, insanın aklını başından alan kokusuyla doluyum.

 

Yaktıkları kor ateşin üzerinden zıplayan sincabı, tavşanı, örümceği ve onlara katılan kendimi izliyorum bir müddet. Aklım almıyor olanları.

Bu kirli maskeyle ne yapıyorum burada. Başka biriyim ben, bu ateşin ısısında ne işim var benim.

Başka bir hikâyem var benim, bunu unutmuyorum ama. Ne kadar değişirsem değişeyim, bu muhteşem ormanda diğerlerinden farklı biriyim.

 

 

Ağaçlara tırmanan bir sincap değilim.

Matematiksel bir ustalıkla ağlarını ören bir örümcek olamam.

Bilinçsiz bir ruhla koşturamam oradan oraya.

 

Farklı renkleri, çeşitli yaşam formlarını, birbirine benzemeyen zebraların çizgilerini düşünüyorum. Hiç biri, diğerine benzemeyen parmak izleri karşılıyor beni.

Başka bir hayat mümkün. Her parmak izinin ayrı hikâyeleri, çizgileri diğerine benzemeyen zebraların gülüşleri var bu hayatta.

Tabiat tekliği değil; çokluğu, farklılığı, çeşitliği seviyor.

Kimseye benzemek zorunda değilim, anlıyorum.

 

Yaktıkları ateşin hazzıyla kendinden geçen sincabı, örümceği ve tavşanı terk ediyorum.

Irmaktan aşağı, kayıtsız bir sarhoşlukla yürüyorum.

Ladinlerin kederli yaprakları savruluyor.

Biliyorum…

Ormanın onlara ait olduğunu söyleyecekler, nehrin suyunun kendilerinin olduğunu…

O hüzünlü yaprakları aldırmaz bir hışımla çekecekler ayaklarımdan.

 

Tırmanmazsam, ağ örmezsem, koşturmazsam…

Kızgın parmakları, ateşli gözleriyle hemen ilerideki çölü gösterecekler bana.

 

Saçıma karışmış kirli sakalımla, kuş cıvıltılarını çekiyorum yorgun yüreğime.

Onlara, başka bir şarkı olduğunu anlatıyorum.

 

 
Etiketler: NEHİRDEN, AŞAĞI,
Yorumlar