Yazı Detayı
17 Mayıs 2016 - Salı 13:36
 
YALANCILARLA MÜNAZARA
Bedrettin SIĞA
bedrettinsiga@gmail.com
 
 

Alaşehir’de iki kişi padişah divanına teşrifte bulunmuş ve münazara için bu şehre geldiklerini padişaha bildirirler.

Nasrettin Hoca da Alaşehir’de yaşıyor.

Padişah divanına münazara için gelen adamlardan biri kısa, diğeri uzundur. Kendileri ile münakaşa yapacak birileri var mı diye çıkışırlar. Padişah başta olmak üzere halk Nasrettin Hocanın bunlarla münazara yapabileceği fikrini beyan ederler.

Padişah, Nasrettin Hocayı divana çağırarak divanda oturan iki adamı gösterip sizinle münazaraya gelmişler, ne dersin Hoca?

Hoca divana dönerek hele adamları bir tanıyalım kimlerdir!

Kısa adama sorar kendini tanıtır mısın? Ben bu dünyada hiçbir şey bilmiyorum diye kendini latif eder.

Nasrettin Hoca, bu mümkün değildir. Her dünyaya gelen Allah’ın kulları mutlaka bir şeyler biliyorlar.

Uzun adama sorar ya siz kimsiniz? Ben bu dünyada her şeyi biliyorum diye kendini över.

Nasrettin Hoca divana dönerek, bu dünyada her şeyi bilmek sadece Allah’a mahsus olup, kulların her şeyi bilmesi mümkün değildir. Ve şöyle der; bu adamlar daha münazaraya başlamadan gerçek dışı beyanlarda bulundular. Yalancılarla yapılacak münazara, faydadan çok zarar vereceği için baştan belirteyim ki doğruları inkâr edenlerle münazara yapmam. Ve divanı terk eder.

Gerçeklerden ziyade duydukları ve hayal ettikleri ile hareket eden insanlarla tartışmak, baştan hayaldir,  kaybetmektir. Topluma, faydadan çok zarar verir. Zarara bulaşmamak, her yönüyle insani, ahlaki ve vicdani görevdir. Hocada bu bilinçle hareket ederek, münazara yapmıyor. Aynı zamanda tarihi ders vererek bu işin toplumda bırakacağı izin farkında davranıyor. Ya bizler!

İnsan, özünden uzaklaşınca tiyatroya benzer. Tiyatro; insanların topluma vermek istedikleri mesajın, komik veya trajikomik haliyle dile getirmesidir. Maalesef yaşadığımız toplumun, halka mal ettiği yaşam kültürünün her aşaması tiyatrodur.

Amaç ile aracın yer değiştirdiği bir demi yaşıyoruz. Bu dünyaya niçin geldiğimizi sorgulamalıyız. İnsan olarak sorumluluklarımızın bilincinde ahlaklı ve vicdanlı olarak hareket etsek insanız. Aksi takdirde diğer canlılar gibi dünyada yaşıyoruz olacağız. Sorumlu ve sorumluluklardan bihaber yaşamı idame ederiz.

Sorumlu hareket edenler, karanlıkta yolu aydınlatan ışığa benzerler.

Özünde hareket etmediğin müddetçe, sözde ile bir yerlere varamasın. Öz; doğruluktur, adalettir, Allah’a kul olmaktır. Yaradanları, yaratandan ötürü sevmektir.

Şirin görünmeye dayalı hareket devrededir, esastır. İnsan olmanın dışında her şey oluyoruz.

İnsan nedir? Bizler topraktan geldik, yine toprağa döneceğiz. Niye bunu anlamak istemiyoruz. (Türkçe)

Gelo, insan çiye? Em ji axê hatine, dîsa vegerîn bal axêve. Çima naxazîn viyahenê fihm bikîn.(Kürtçe)

 
Etiketler: YALANCILARLA, MÜNAZARA,
Yorumlar